May 2013
1 post
4 tags
Annem ve Magic the Gathering
Geçen gün annemle konuşurken tekrar bir konu açıldı. Dedi ki, “Sen küçükken o Magic kartlarını durmadan alırdın, hep alırdın”.   Öncelikle hatırlamayanlar için Magic the Gathering’in ne olduğunu hatırlatayım. Oyun, 90’ların ortalarından beri Türkiye’de ve Dünya’da  popüler olmuş, fantastik öğeler içeren bir koleksiyon-kart oyunudur.Özet olarak kart satın...
May 17th
1 note
January 2013
1 post
2 tags
Life of Pi - konusu ve fazlası
Life of Pi’yi dün izledim. Hani hayvanlar falan zaten muhteşem. İki tane fil, bir tane zebra görsem yeterince mest oluyorum. Bu filmde okyanus, adalar, gökyüzü, hayvanlar, ne ararsan var. Görsellik çok başarılı. Neredeyse 3D izlemenin verdiği acıyı bile unutturdu. Ama bu filmi sadece görselliği ile değerlendirmek çok büyük bir haksızlık olur. Resim 1: İşte filmde bu çocuk ve bu kaplan...
Jan 3rd
December 2012
1 post
4 tags
Başıma Kayak Yapmak Geldi
Anlatmayı en çok sevdiğim şeylerden birisi yollarda başıma gelenler. Hep bir şeyler oluyor, her seferinde bir macera yaşıyorum. Macera dediysem, olumlu mu olumsuz mu siz karar verin. Bir önceki Romanya seferim için “Başıma Romanya Geldi” yazıma bakabilirsiniz. O bir garip, bu başka bir garip.  Şimdi önce alttaki resimle başlayalım. Soldan ikinci (havaya bakan) adam benim. Şimdi bu...
Dec 8th
November 2012
1 post
4 tags
Küçükken korktuğum (ve artık çok korkmadığım) üç...
Çocukluk dönemi sanrıları fena oluyor. Hani ne nedir tam anlayamamışken, tam da ortamda yeniyken, Aristo gibi dümdüz allahneverdiyse çıkarımlarını yapıyoruz. Çıkarımlarımızın pek doğru olmadığını anlamak se biraz zaman alıyor. Hepimizde farklı çıkarımlar olduğundan eminim. O yüzden, dümdüz dalıyor, kendiminkileri sizlerle paylaşıyorum. 1- Büyüdüğümüz zaman korkunç derecede sıkıcı insanlar...
Nov 14th
1 note
October 2012
3 posts
5 tags
Neden Koşuyoruz?
Koşmayı çok seviyoruz. Şu anda sevmiyorsanız bile, insanları ve duyguları biraz biliyorsam şunu söyleyebilirim ki, koşmayı herkes sevebilir. Hiç olmazsa şurası kesin ki, bir çok insan koşuyor. Peki neden? Koşmanı neyini bu kadar çok seviyoruz. Niye koşuyoruz? Forrest Gump: Hakkaten, neden koşuyorum ki ben? Bir sorunun bir tane cevabı olmadığı kesin. O yüzden değişik cevapları toparlamamız...
Oct 28th
4 tags
Hayvanların efendisi!?
Bir laf vardır, ne öğrendiysem anaokulunda öğrendim diye. Bana büyük oranda uyuyor demek isterim. Pek bir şey öğrenmedim çünkü. Öğrendiklerimin büyük bir kısmı aslında “bildiğim”, o sırada hatırlamakta olduğum şeylerdi diyerek zaman zaman ukelalık bile yapıyorum. Hani Sokrates de aynısını söylemişti, o yüzden lütfen bu konuda çok üzerime gelmeyin. Ama diğer yandan, bir kitap var ki,...
Oct 14th
2 notes
BİR DEMOKRASİ SANCISI: FİRE BİZDEN DEĞİL
Siyaset hakkında yazmayı çok sevmiyorum. Özellikle burada. Ama burada yazdığım siyasetle değil, demokrasi ile ilgili. Türkiye’de demokrasinin tarihi çok yeni. Aslında, Dünya’da demokrasi çok yeni. Hatta, insan çok yeni… Bu yüzden, kavramları çorba yapmada baya başarılıyız. At the end of the day, it is all about… Mesela, bir milletvekili seçiminin ardından, hükümet...
Oct 13th
1 note
September 2012
1 post
Non-fiction
Kitapları ikiye ayırmanın en genel yöntemi fiction ve non-fiction. Kurgu olan kitaplar bir tarafa geçiyor, kurgu olmayanlar bir tarafa. Bakın aşağıda da smart-art ile gösteriyorum. Picture 1: A definition on fiction and non-fiction types, image is empowered by some visual effects.  Ok, şimdi durum şu. Baya uzun bir süredir, fiction okumuyorum. Sanırım en son okuduğum kitap 8 ay önce hızlı...
Sep 14th
1 note
August 2012
3 posts
2 tags
iTunes üzerinden giderken...
Eski şarkıları çok seviyorum. Yeni şarkılar dinlemeyi de çok seviyorum. Hangimiz sevmiyoruz ki… Sık sık yeni “müzikler” ediniyorum. Hangimiz edinmiyoruz ki… Bazen başkalarının paylaştıkları müzikleri, bazen last.fm’i, bazen başkalarının bana hediye ettiklerini dinliyorum. iTunes’u açtığım zaman ise, şarkıları ekleme sırasına göre filtreliyorum. İşte o zaman,...
Aug 17th
2 tags
Nasıl birbirimize bağlıyız
Bazen düşüncelerimden utanıyorum. Utanıyorum ama nasıl düşündüğüm değişmiyor. Kızıyorum. Ağlıyorum. Üzülüyorum. Değişmiyor. Olay şu. Az insan, birbirine çok bağlı… There is a light that never goes out. Çünkü orada olmak zorunda. Gerçek: diğerlerinden farklı olduğumu, onun diğerlerinden farklı olduğunu düşünmeye çok zaman ayırıyorum. Gerçek: Hayal kırıklığına uğramadığım zaman çok...
Aug 9th
2 notes
Ben nasıl yapıyorum?
Twitter çok güzel bir yer. Çok güzel insanlarla buradan tanışıyorum. İnsanları anlamaya, insanlarla bir şeyler paylaşmaya zaman buluyorum. Çoğunuza tekrar teşekkür etmek isterim, iyi ki varsınız. Ama şimdi, yaptığım bir şeyi anlatarak, size büyük bir itirafta bulunacağım. Bakalım hazır mısınız? Bakalım beni dil faşisti ilan edecek misiniz? Yeni birisinin profiline baktığım zaman ilk baktığım...
Aug 2nd
July 2012
3 posts
Bize Ait Duygular – ve biz onlara neler yaptık
Ben kıskanmam. Ben özlemem. Ben üzülmem. Ben ağlamam. Ben düşünmem. Ben öyle bir insan değilim ki… Bu lafları kaç kere söylediğini bilmiyordu. Zaten bilemezdi de… Ama sadece kendi limitlerini bilmiyordu. Onu başkalarıyla olduğu için kıskanmıyordu. Ama başkalarının onun ona verdiklerini verebildiğini düşündüğünde garip hissediyordu. iki saatte veya iki günde özlemiyordu. Ama konuşmadan...
Jul 17th
Beni Sev
Hayatta bir şeyler öğrendiğime yönelik konuşmayı oldukça ironik buluyorum. Ama olsun, ironi insanın doğasında var. Aşka ve sevgiye dair konuşmayı ise doğrudan komik buluyorum. Yine sorun değil. Antik yunan komedya ve tragedya üzerine kuruluydu. Bazı şeyleri öğrendiğimi söylemeyi ise içte içe çok seviyorum. Dürüst geliyor. İki şeyi öğrendim. Çok iyi. Birisi, unutmak. İnsanları nasıl unutacağımı,...
Jul 9th
3 tags
Tescilli Fransızmış Galatasaray
Ok. Soruyorum. 1- Fransız olmak yanlış bir şey midir? Bu nasıl bir suçtur, nasıl bir öfkedir? Bir Fransız mesela “Tescilli Türktür Montpelier” dese kıl olmaz mısın? 2- Galatasaray’ın iki üç başkanının, bütün oyuncularının veya Fransız olması Galatasaray taraftarını da Fransız mı yapar?  3- Diyelim Galatasaray Fransız, hem de tescilli. Ülkede de en az 10 milyon Galatasaraylı...
Jul 5th
5 notes
June 2012
5 posts
Kemal Gürüz'e Tutuklandı Oh Oldu Diyorsan...
Politik yazı yazmayı fazla sevmiyorum. Yine de böyle başlamak zorundayım, çünkü anlatacaklarım sana. Ülkemizin 28 Şubat ile özdeşleşmiş, üniversitelerde türbanın yasaklanmasını sağlamış, bir çok öğretim görevlisi ile ilgili soruşturma başlatmış bir ismi, Prof. Dr. Kemal Gürüz gözaltına alındı. Nedeninin ne olduğunu kimse bilmiyor. Ama bir taraftan da herkes biliyor. Hashtag’ine...
Jun 25th
Aslında Seni Seviyor
Kalbi büyük. Sevmek onun için çok kolay. Senelerdir bunu yapıyor. Adeta bu sayede yaşıyor. Sen onun için değerlisin. Hem özelsin, hem de güzelsin. Ama bu güzelliğinle alakalı değil, kendinle alakalı. Kendisini tanıyor. Seni de tanıyor. Senin ne istediğini biliyor. Hem de çok iyi biliyor. Yoksa nasıl sevecekti ki? Bilmediği tek şey ise kendisinin ne istediği. Bu kadar çok şeyin arasında...
Jun 24th
1 note
2 tags
Apaçiler Kezbanlar ve İnsanlar
İnsanları sınıflandırmayı, doğuştan veya sonradan sahip oldukları özelliklerine göre gruplamayı ve bu gruplar üzerinden onları değerlendirmeyi çok seviyoruz. O kadar çok seviyoruz ki hayatımızın büyük bir kısmını bunun üzerine kuruyoruz. Kuşkusuz, bu gruplamalar bize sıkça yarar sağlıyor. İnsanlarla nasıl konuşacağımızı, ne anlatacağımızı, ne bekleyeceğimizi bu sayede daha rahat bilebiliyoruz. ...
Jun 19th
1 note
1 tag
Arkadaş olalım mı?
Her gün daha az insanla karşılaşıyorum. Ama cok daha fazlasıyla tanışıyorum. Daha az film izliyor, daha az kitap okuyor, daha çok müzik dinliyorum. Kimi insanların bu kadar süre nasıl böyle kalabildiklerini merak ediyorum. Kimi insanları ise ancak yeni anlamaya başlıyorum. Her gün kendime aynı soruları sormaya devam ediyorum. Ama artık yeni sorular da soruyorum. Sık sık susuyorum. Seni...
Jun 16th
2 notes
Kürtaj ve Cinayet, yazmazsak olmaz
Cinayet nedir? Cinayet, birisini öldürmektir. Gelirsin, birisini silahla vurursun. Öldürmüş olursun. Suçtur bu. Günahtır. Yanlıştır. Kötüdür. Bir de diğer taraftan birisini “kurtarmamak” vardır. Birisinin hayatını kurtarabileceğin halde kurtarmamayı seçebilirsin. Mesela, dünyada bir kişinin yaşaması için bir kemik iliği gerekiyordur, bu da bir tek sende vardır. O iliği o kişiye...
Jun 1st
1 note
May 2012
3 posts
Doğu Almanya, Batı Almanya ve Titanik
Bu soruyu sormayı çok seviyorum. “Doğu Almanya ile Batı Almanya neden ayrıldı?” Cevabın 2. Dünya Savaşı olması gerekiyor tabi ki. Soğuk Savaş ve Rusya ile müttefiklerin gerginliği de doğru cevaplar. Peki, bu soruyu neden soruyorum? Aslında bu soruyu neden sorduğumu, insanların bir kısmının Titanik’in kurgu olduğunu düşündüklerini öğrendikten sonra anladım. Hatta daha...
May 27th
1 note
Başıma Romanya Geldi
Genelde arkadaşlarım sabırlı bir insancık olduğumu söylerler. Gerçekten de öyleymişim. Başlangıç: eLANCE Şimdi bileniniz bilir, internette ucuza yazılım yazan Hindistanlılar vardır. Bu hintliler amerikalının 1000 dolara yapacağı işi 13,5 dolara amerikalının yarısı sürede ve amerikalının 15 katı hata ile bitirmeleriyle ünlüdürler. Bu işi yapanlar sadece Hindistanlılar değildir. Ukrayna,...
May 23rd
3 notes
Kolay Gelsin
Aslında güzel bir dünyada yasıyoruz. Hiç olmazsa bize bir zamanlar öğretilenler çok güzeldi. Öğretilenler dediysem, hemen aklınıza matematik fizik gelmesin. Kibarlık, insanları düşünmek gelsin. Halden anlamak gelsin. Sevmek ve sevilmek gelsin, kendine benzeyeni ve kendinden başka olanı… Çalışan bir işçiye “kolay gelsin” demek, o kadar kolaydır ki… Ya da nobetindeki...
May 11th
April 2012
2 posts
Boşanmış çaresizlik
Basit. Boşanmak insanın hayallerini yıkıyor. Vazgeçmişliği gösteriyor. Mutlu olabileceğini zannedip çok sıkılmak, kavga etmek, beraber yapamamak, katlanamamak, kaçmak. Saf duygularla başlayıp öyle olmadığını farketmek. Gidensen de, kalansan da hüngür hüngür ağlamak. Ya da ağlayamamak. Ne zaman boşanmış bir insan görsem o sahneler tekrar aklıma geliyor. Sevdiğin kişinin seni sevmiyor...
Apr 15th
Nasıl insanlarız biz?
Şimdi malum, Instagram 1 milyara satıldı. Bir milyar Allah için iyi para. Aktif toplamı milyar dolar olan firmalar Türkiye’de Fortune 500’e giriyor. Fortune 500’ün son firması 128 Milyon Ciro ile TLS lojistik. Şimdi haber bu da, bu nasıl haber yapılır, nasıl haber yapılmaz? İşte, böyle haber yapılmaz. http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/20320500.asp Denizli’nin vergi...
Apr 12th
1 note
March 2012
6 posts
4 tags
Ya tipin olsaydı???
Reddedilmek zordur. Ama çoğu zaman reddetmek de zordur. Yalnız reddetmenin psikolojisi reddedilmeninkinden çok daha hastadır. Reddederken girdiğimiz halin haddi hesabı yoktur. Bir yandan ufak bir burukluk, diğer yandan da büyük bir biryer kalkıklığı. Tabi belli etmemeye çalışırız. Hiç olmazsa belli etmediğimizi zannederiz. Ama belli olur. Çok uzaktan bile anlaşılır. Bu sırada da söylenilen en...
Mar 30th
1 note
Biz biriz zor olsa da
Biz biriz zor olsa da Birisiyle tanışıyorum. Ama yüzeysel tanışma. Daha adını yeni öğrenmişim. O kadar. Bazen şunu hissediyorum. Bu kişi benim arkadaşım olmalı. Hem de yakın arkadaşım olmalı. Aslında aynı hayatı yaşıyoruz ve birbirimize ihtiyacımız var. Hayatımda bu kişi için bir yer var, hem de çok güzel bir yer. O zaman düşünüyorum ki, biz biriz. Sarılmak istiyorum. Başıma gelen en garip...
Mar 20th
3 tags
Çok Sevdiğim İçin Geçtiğim Şarkılar
Bazı şarkıların yeri özeldir. Bazen anısı olduğu için, bazen sözlerinden dolayı, bazen melodisi için, bazen “öylesine”… İşte o şarkıları dinlediğim zaman içimi değişik bir duygu sarıyor. Aşağıdaki ipod reklamındaki kadını çok iyi anlıyorum. Hatta bazen onunla sevişmek istiyorum da, bu başka bir yazının konusu. Bazen, shuffle modunda, kendimi o duyguya hazır hissetmiyorum. O...
Mar 17th
3 tags
Cevap yazmasam olmaz mı?
İnternet hayatımın başlamasının 15. senesinde Windows 8 çıktı. Bu sefer her şeyi birleştirmek konseptine iyice yoğunlaşan Microsoft artık bütün mesajlaşmaları bir butonda topluyor. Ha, rezil mi? Evet ne yazık ki. Ama topluyor işte. İnşallah iyi olacak. Ortamlar değişiyor. Ama bir şey değişmiyor. Usülün soruları. Sorular bitmez ki… O “bye” diye mesaj attığı zaman sen de...
Mar 11th
2 tags
Jelibon Alıp Beklemek
Bir şeyi, bir kişiyi, bir olayı beklemek ilginç bir duygu. Ben öyle dümdüz beklemeyi sevmiyorum. Bana göre değil. Bekleyeceğim zaman, veya beklemeye karar verdiğim zaman, jelibon veya çikolata alıyorum. Tercihen beklediğim kişinin en sevdiğinden. Bu jelibonu her gün görebildiğim bir yere koyuyorum. Öylece bakıyorum her gün. Beklediğimi bana her gün hatırlatmasını istiyorum. Beklediğim şey...
Mar 5th
4 notes
4 tags
Neden Seni İstiyorum?
Sana dokunmak istiyorum. Uzun uzun, saatlerce. Ne kadar dokunursam dokunayım yetmesin istiyorum. Saçlarını ellemek istiyorum. Canını acıtmadan, sıkıca. Konuşmak istiyorum. Havadan, sudan, ağaçlardan. Kısa cümlelerle. Yalnız konuşurken gözlerinle gözlerim arasında 5 santimden fazla mesafe olmasın istiyorum. Öpmek istiyorum. Öyle aman yanaklarımızı değdirelim gibi değil, hakikaten öpmek...
Mar 1st
3 notes
February 2012
8 posts
4 tags
İstanbul'da uyumak için en güzel 5 yer (ikinci...
İlk yazımdan devam ediyorum. Geçen yazımdan uyunulabilecek en iyi beş yerden ikisini açıklamıştım. Şimdi geriye üç tanesini daha yazmak kaldı. 3- 500T Eğer aradığınız sallantılı ama deliksiz bir uyku ise 500T aradığınız yer! Bu otobüs nice facebook postlarına, nice ekşisözlük entry’lerine, nice tweetlere konu oldu. 500T Tuzla’dan kalkıyor ve Cevizlibağ’a kadar geliyor! Gidiş...
Feb 23rd
4 tags
İstanbul'da uyumak için en güzel 5 yer (ilk kısım)
Diyelim ki İstanbul’da kısa bir uykuya ihtiyacınız var ve kalacak yere para vermek istemiyorsunuz. Ya da eviniz baya uzakta. Ya da sevgiliniz sizi evden attı. İşte böyle durumlar için size her zaman uyuyabileceğiniz 5 tane muhteşem yer söyleyeceğim. Siz de zorda kaldığınız zamanlarda ne yapmanız gerektiğini biliyor olacaksınız. Belirtmek isterim ki yazdıklarımın büyük bir kısmı tecrübeyle...
Feb 20th
2 notes
3 tags
Coca Cola Zero Coca Cola Ligth'tan çok şekerli...
Deney ortamıHani der ya arkadaşlarınız. Ay ben içemiyorum diye. Kola çok şekerli, layt beni bozuyor, normalinin tadını çok seviyorum falan diye… İşte onlara geliyor bu yazı. Daha doğrusu onlara ne yapmanız gerektiğini söylüyorum. Geliyorsunuz ve üç bardak alıyorsunuz. bunlardan ikisine zero, birisine light koyuyorsunuz. veya tam tersi. Hepsine numara yazıyorsunuz ve hangi bardakta hangisinin...
Feb 17th
3 tags
Yok canım daha neler (forer denemeleri #3)
Çünkü bu resim hepimiz için bir şey ifade ediyor.Ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. 3-5 gün olabilir. Belki de 3-5 yıl. Ama seni ilk gördüğüm günü çok net hatırlıyorum. İlk elele tutuşmamızı. İlk konuşmamızı. Seni görünce ellerini tutmak istemiştim. Anında… Ama o sen değildin sanki. Zaman geçtikçe seni daha az severim zannetmiştim. Ama aksine, sana olan sevgim artmıştı. Çok net...
Feb 14th
5 tags
Ölüm neden üzüyor
Birisi öldüğü zaman üzülüyoruz. Çok üzülüyoruz. Oysa, bütün semavi dinlerde de, semavi “olmayan” dinlerde de, ölüm aslında iyi bir şeydir. Öldüğümüz zaman cennet gelecektir veya reankarne olacağızdır falan. Diğer taraftan, ateizm gibi ölümden sonra yaşama inanmayan görüşlerde de ölümden sonrası yaşam kadar zevkli olmayabiliyor, ama yine de ortada ölen için büyük bir acı veya kayıp...
Feb 12th
1 note
6 tags
Neden Öyle Dedin ki Şimdi?
Kavramlar nerede ve nasıl kullanıldıklarına göre çok farklılık gösterebiliyor. Çok farklı anlaşılabiliyor. Aynı şeyi söyleyen düşmanlar, helal olsun kardeşime diyenler, adam haklı beyler diyenler, ortada güzel bir mozaik oluşturuyor. Şaşırtıyor tabi bazen. Söylenen şeylerin amacı aynı olmasa da aynı yerden vuruyorlar. Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan Şimdi daha bir hafta falan önce Erdoğan...
Feb 6th
7 tags
Her zaman kullanabileceğiniz üç İngilizce terim ve...
Çok hatta çok artist olabilirsiniz.Herkes artist görünmek ister. Arkadaşlarınız dışarıda size “title” larını havalı bir şekilde söylerken, sizin bilmediğiniz Fransızca/Almanca/İtalyanca teknik kelimelerle sizi başka diyarlara taşırlarken, siz de eliniz boş kalmasın istiyor olabilirsiniz. İşte çözüm. Size üç tane terim. İngilizce, okunuşlarını seslisözlük’ten falan direk...
Feb 5th
1 note
3 tags
Bir Şeyler Demek Lazım - 28 Ocak 2012 İBB -...
Genellikle oynanmış maçlar hakkında yorum yapmayı sevmem. Aslında genelde maçlar hakkında yorum yapmayı sevmem. 28-0, en güzelinden. İzmir takımını tekrar tebrik ediyorum.Ancak bu konuda o kadar çok konuşuldu, o kadar çok şey söylendi ki, artık en azından bir şeyler söylemek istiyorum. Ortadaki yanlış anlaşılmalara düzgün ağızlı bir cevap vermek ve kim olduğumuzu biraz olsun anlatmak istiyorum....
Feb 2nd
1 note
January 2012
2 posts
5 tags
Görelilik - bu sefer fena vurdu
When it gets cold outside and you got nobody to love…Görelilik denildiği zaman aklınıza Einstein geliyorsa, biraz abartıyor olabilirsiniz. Yani, evet, genel ve özel görelilik Einstein‘ın “bulduğu” şeyler, ama çok da zorlamaya gerek yok. Hani orada bahsedilen uzay/zaman göreliliği çünkü. Geçen gece dışarıdayken görelilik fena vurdu. Hiç beklemiyordum. Bar normal bir...
Jan 24th
2 notes
4 tags
Bu sefer acıttı (Forer denemeleri No:2)
Numara yapıyorum, aslında hep böyleyim.Neden bilmiyorum. Hani sanki bugüne kadar bu sahneyi 120 kere izlemiştim. Hatta birkaç kez ben kendim bizzat oynadığıma eminim.  Kabullenmeye giden 5 aşamayı artık gayet iyi tanıyorum. Kabullenmeme kısmını uzatarak depresyon kısmını kısaltabildiğimi farketmiştim. Oradaki gizli kabul bilinçaltını çok rahatlatıyor. Siz de biliyorsunuz zaten.  Küçük şeyler...
Jan 1st
1 note
December 2011
2 posts
4 tags
Facebook'ta asla yapma!
Hepimiz Facebook’u çok seviyoruz. (Atilla blogunda resim yok dediği için koydum logoyu)Facebook falan, güzel ortamlar bunlar. Bugüne kadar çoğu şeye vesile oldu facebook. Artık antropolojik determinist olduğum için facebook’un Zuckerberg’in dehası olduğunu düşünmüyorum. Zaten antropolojist determinist olmasam da düşünmezdim. Neyse, uzatmadan konuya gelelim. Facebook güzel değişik...
Dec 30th
3 tags
Bazen
Bazen diye başlayan bir MFÖ bir de Mor ve Ötesi şarkısı var. Hani bu noktada, “v” harfi ile “f” harfinin ön hint-avrupa dilinde aynı harf olduğunu söyleyip MFÖ ile MVÖ kısaltmalarının birbirine çok yakın olması tesadüfüne değinmeden geçmeyeceğim, ama yine de bugünün konusu bu değil. Bazen her şey çok güzel oluyor. Aslında her şey çoğu zaman her şey güzel oluyor. Zaten biliyorsunuz. Bir...
Dec 19th
1 note
November 2011
4 posts
6 tags
Bedelli, so what?
Sevgili arkadaşım Ahmet bir süre önce bedelli askerliğin neden eleştirilmekte olduğunu sordu. Aslında sorunun cevabı basit. Bedelli askerliği eleştiren insanların çok büyük bir kısmı eşitsizlik üzerinden eleştiride bulunuyor. Başlamadan önce söyleyebilirim ki, ben bedelli askerliğin çıkmasına sevinen taraftanım. Ancak neden sevindiğimi açıklamaya çalışırsam “Halkı Askerlikten Soğutmak”...
Nov 22nd
5 tags
Gladwell'in 10000 saat kuralı üzerine
Malcolm Gladwell Outliers kitabında durmadan 10.000 saat kuralından bahsediyor. Özetle diyor ki, genellikle bir işi 10.000 saat boyunca yapanlar başarılı oluyor. Yani 10.000 saat boyunca gitar çalarsan, dünya çapında bir gitarist olma ihtimalin çok yükseliyor. Veya daha doğrusu, dünya çapında gitaristlerin büyük bir kısmı 10.000 saat civarında bir çalışma yapmış oluyor. 10.000 saat tabi dile...
Nov 16th
1 note
Kaybolmadık. Kaybolduğumuzu söylemek baya baya yalan olur. İyiyiz de. Yani cogu seyin farkına vardık. İnsan hakları, din dil ırk ayrımcılığı, zengin fakir dengesi, toplumsal yardımlaşma falan. Teknolojik olarak falan da fena değiliz. Yani 100 sene oncesine göre falan baya İyiyiz. Elektriğin sunun şurasında 150 senesi ya var ya yok. Antibiyotiğin 50-60 senesi, internetin 30-40 senesi,...
Nov 11th
4 tags
...diye bir şey
Dil çok garip. En hakim olduğumuz dil bile aslında kendi kendine yaşayan bir organizma. Dilin kurallarını koymaya çalışmak, sıfırdan elfçe/dwarfça/navice falan uydurmak biraz fantazi. Yapılır mı, yapılır, ama yapılmasa da olur, daha iyi olur. Şimdi, bugünün konusu, “…diye bir şey”. Ne midir bu? Bir grup arkadaş, ortaokul kantininde oturuyorlar. Yıl 1998. Çocuklar hazırlıkta. Biri...
Nov 2nd
October 2011
3 posts
3 tags
Seni tanımak - Forer denemeleri #1
Seni tanımak çok güzeldi. Bir iki kelime de olsa konuşabilmek harikaydı. O kadar çok ortak noktamız varmış ki, sabaha kadar konuşabilirdik aslında. Gülümsemen, ağlaman, üzülmen, yalvarman, hepsi çok içtendi. Saçlarına bakıyordum. Altın gibi geliyordu bana. Altın mıydı, yoksa gözlerim mi dalmıştı anlayamadım. Anlamayı pek de düşünmedim. Sesin sanki, etrafın sesini susturuyordu. Sen konuşurken...
Oct 25th
1 tag
Gitti zannettim, buradaymış
Duygular anlık ve basit oluyorlar. Herkes de benzer şekillerde tanımlıyor duyguları. Mutluluk, hüzün, utanç, heyecan, merak, pişmanlık herkesin benzer şekillerde tanımladığı, hepimizde ortak olan ana hatlar. Diğer tarafta ise, bizim bu duyguları hissettiğimiz ruh halleri var. Ya da hiç olmazsa ben hissettiklerimi böyle tanımlayacağım. Bunlar biraz daha kişiye özel oluyor. Mesela, sabah kalktığım...
Oct 13th
3 ana ders, son 2 ayda öğrendiğim
“Hayat benim için bir okul” gibi kalıpları kullanmayı çok seviyorum. Çünkü hatalarımı örtüyor, henüz olgunlamamış olduğum gerçeğini yumuşatıyor. Yani, bazı şeyleri yaşamak biraz garip, ama insan zamanla alışıyor. Son iki ayda 3 ana ders almış olmam ise bambaşka bir güzellik. Ne midir? Başlıyorum. 1- Geldiğinde merhaba, gittiğinde güle güle de! Basit değil mi? Bunu öğretemezsin,...
Oct 3rd
September 2011
1 post
2 tags
Eğitim hakkında karalama
Eğitim anayasal bir hak. Güzel ülkemizde ilköğretim zorunlu. Hatta lise de zorunlu. Yetmiyor. Üniversite de zorunlu gibi. Yani 1,5 milyon üniversite sınavına girdiğine göre ortada bi bok olmalı. Hala yetmiyor, yüksek lisans da zorunlu gibi algılanıyor. Memleketimizin eğitimin konusundaki verimsizliğini iki ana başlıkta inceleyecek olursak, ben üniversite öncesi ve üniversite sonrası...
Sep 10th